ESKİDEN...Çember
çevrilir,
Su musluktan içilir,
Ağaçlara tırmanılırdı.
Bebekler bezden,
Silahlar tahtadan,
Resimler kömür
karasından yapılırdı.
Kızlara ninelerinin,
erkeklere dedelerinin İsimleri konulur,
Saatli maarif
okunurdu.
Komşuda pişen bize,
bizde pişen komşuya düşerdi.
Geceler ayaz,
Sokaklar
karanlık,Yıldızlar parlak olurdu.
Turşu, salça, mantı
evde yapılır,
Karpuz kuyuda
soğutulurdu.
Erik ağacının
çiçeği,Pencere camımıza yaslanır,
Güz yaprakları
bahçemize düşerdi.
Kardan adam yapılır,
Evlerde soba yakılır,
Kış gecelerinde masal
anlatılırdı.
Merdiven çıkılır,
Aidat ödenmez,Yönetici
seçilmezdi.
Evler badanalı,
Sokaklar lambasız,
Mahalleler bekçili
olurdu.
Ajans radyodan
dinlenir,
Çizgi roman okunur,
Defterlere kenar süsü
yapılırdı.
Hayat...Arkası yarın
gibiydi,
Kesintisizdi.
Her gün yaşanacak bir
şey vardı.
Herkes kendi düşünü
kurar,
Kendi hayatını oynardı
ŞİMDİ Şimdi,
HerkesYoğun,
Yorgun
Ve Tek başına
CAN DÜNDAR
Ne güzel söylemiş CAN DÜNDAR... Evet hepsi eskide kaldı.Çok yaşlı değilim sadece 37 si ni almış bir eskiciyim.Belki bu yüzden TRT 1deki seksenleri çok seviyorum.Çok özlüyorum geçmiş yaşamı , önceleri ne kadar zaman kaybettiğimizi düşünürdüm teknolojiden uzakken , geç tanışmanın pişmanlığıyla.Ama anladım artık eskiyen hayatımızmış......Kocaman kalabalık bir yanlızlık değilmi bizlerin yaşadğı?Çekilen zorluklar bir yetinme ,bir paylaşım ,bir mutlulukmuş meğer...Çok şükür şimdide mutluyum ama hiç birşeyde tat yok.Eskiden kopmak istemiyorum sanki o günler hiç yaşanmamış gibi geliyor bana benim hazinemmiş eskiler meğer andıkça hafif bir tebessüm birikiyor yüzümde.....Allahım yaşalanıyormuyum ne?
BENİM ESKİLERİM
Sobanın üzerinde pişen yemek ,pazar günleri radyodan dinlenen maç yayını,okul yolunda alınan elmalı şeker horoz şekeri,dantelden yapılan yakalıklar,derslerin peşine düşüp şehir kütüphanesinde alınan soluklar, çat kapı misafirliğe gidilen veya gelinen akrabalar,hafta sonu çalışan merdaneli çamaşır makinası,cumartesi akşamları beklenen türk flimi,büyük bir sabırla topladığımız hergün yenisini eklediğimiz peçete kolleksiyonu,kitap aralarında kurutulan çiçekler, gizli yazılan hatıra defterleri, soğuk odada sarılıp yatılan yorgan,yılbaşı için uzaktaki akrabalara atılan en simlisinden kartpostallar,çeşmeden içilen su ,Fotoğraflar için oluşturulan albümler, içinde oturulmayan varken yok olan misafir odaları,banyoda sıcak su için yakılan kazanlar,hortumla kapıda yıkanan halılar,filede yada hammal arabası tutularak taşınan pazarlıklar,sokakta var gücüyle bağıran sebzeciler, kilitlenmeyen kapılar,mahalle arastasında yapılan düğünler ,mahallece gidilen deniz sefaları,sokakta oynanan dombiliç, yakan top,köşe kapmacalar Bitecek diye yenmeyen önce kardeşi yesin diye gözlenen çikolatalar ,bayramda toplanan şekerler,bayramlarda duyulan sevinçler, giyilen en güzel bayramlıklar, kurulan küçük ama sevimli hayaller, yazın kapı önünde yenilen çekirdekler,geceleri dinlemeye mecbur olunan cırcır böcekleri,arkadaşlarla bir araya gelince kasete alınan sesler kikirdemeler, her akşam bir eve misafir pazarlamacılar,ayarlanan bütçeler,ayna karşısında uğraşılarak yapılan saç örgüleri, üç kız kardeşin kaytarmaya çalıştığı yaz temizliği,dökülen yünler havalanan yorganlar, büyük bir zevkle okunan cin Aliler, milli bayramlarda gidilen stadyumlar ve orda mutlaka çekinilen seyyar fotoğraflar , kasım ayında Atama götürülen kasımpatları ,sürekli edilen şükürler... aklıma gelenler bunlar:
Merak ediyorum sizin eskileriniz neler?